31 Mart 2015 Salı

Bankalar Bankalar Bankalar

Önceki yazılarımda da bahsetmiştim bankaların sağladıkları haksız kazançlardan.Bu öyle büyük bir kazanç ki,bankalar bu kazançtan vazgeçmemek için ,daha çok kazanabilmek için her gün yeni kampanyalar düzenliyorlar.İnsanları kredi kartı kullanmaya özendirerek borç batağına sürüklüyorlar. ,Kredi kartı alırsanız 1000 lira bedava kredi,kredi kartı alırsanız asgariyi ödeyin gerisine faiz yok,kredi kartı kullanın bonus kazanın,avantajlardan faydalanın vs. vs...............
Bankaya herhangi bir şey için gidersin,bireysel müşteri temsilcisi haberin olmadan bir şekilde senin adına kredi kartı başvurusu yapar.Çağrı merkezi asistanları her gün defalarca arar seni kredi kartı kullanmanın avantajlarından bahseder,kullanmak istemediğini söylersin ,telefonu kapatmaya çalışırsın,sülük gibi yapışır.Neden kredi kartı kullanmak istemiyorsunuz?Nakit alışveriş yapıyorum çünkü. Nakitiniz olmazsa kredi kartıyla dilediğiniz gibi alışveriş  yoksa zaten alışveriş yapmam.Acil bir ihtiyacınız olur,biz size kart gönderelim 1 yılda kart aidatı ödemeyin.İçini gıdıklar insanın.Yarım saat telefonda ikna etmeye çalışır seni.Kredi kartın vardır ,kapatmak istersin çağrı merkezini ararsın.Müşteri temsilcisine bağlanabilmek 15-20 dakikayı bulur.Bağlanırsın,kredi kartını kapatmak istediğini söylersin fakat müşteri temsilcisini kapatma işlemlerine başlamak için ikna etmeye çalışırsın.Neden kapatıyorsunuz?,kapatmayın ,bonus verelim , bir dünya hikaye....Sonunda onay ister.
Ve 7 gün içerisinde çağrı merkezi tarafından aranırsın.Karşıdaki müşteri temsilcisi Genel Müdürlükten aradığını söyler,kartı neden kapatmak istediğini sorar,kapatmayın der,kart aidatı almayacağız der,puan verelim der .der Allah der.Neden?Başta da söylediğim gibi bu öyle büyük bir pazar ki ,öyle büyük kazanç sağlıyor ki bankalar 1 müşteriyi bile kaybetmek istemiyorlar.

Biz tüketiciler olarak bankalarla mücadele etsek , hakkımızı sonuna kadar arasak,vazgeçmesek bir şeyler değişir mi? Bence çok şey değişir....................

19 Mart 2015 Perşembe

İNTERNETTEN PARA KAZANMAK KOCA BİR YALAN

İnternette sık karşımıza çıkar para kazanma yöntemleri.,Evden para kazan, ,para kazanmanın yolları  gibi bir çok reklamla karşılaşıyoruz her gün internette.Peki bu reklamların doğruluk derecesi ne?Evden başka bir iş yapmadan para kazanmak mümkün mü?
Bence mümkün değil.Satış ortaklığı ( marketing sistem ) gibi sistemler sizi para kazandırma vaatleriyle sisteme üye yapıyor.Bu bir tekstil firması olabilir , kozmetik firması olabilir,örnekleri çoğaltmak mümkün.Siz sisteme üye olduktan sonra sizden katalog almanız isteniyor ya da 200 dolar karşılığında (miktar daha düşükte olabilir,daha yüksek de) ürün paketi almanız isteniyor.Aldığınız ürüne %20-%30 kar ekleyerek ürünü satabileceğiniz söyleniyor.Bunun yanında sisteme ne kadar üye getirirseniz kazancınızın katlanarak artacağı söyleniyor.Açıkçası birileri sizin sırtınızdan para kazanıyor.Para kazanmayı bir kenara bırakın , cebinizden katalog parası,para kazanmanın sırlarını içeren kitap parası , satmak için aldığınız  ürün paketinin parası gibi bir dünya para sizin cebinizden çıkarak birilerini zengin ediyor.Sistem, kolay yoldan para kazanma  arayışı içinde olanların sırtından para kazanmaktan başka bir şey değil.Sizin paranızla birileri keyif sürüyor açıkçası.

Karşılaştığım reklamlardan birinde de anket doldurarak para kazanabileceğinizden bahsediliyordu.
Bu yöntemde de sizden kitap almanız isteniyor.Bu kitabı aldığınızda internetten anket doldurarak nasıl para kazanabileceğinizi öğreniyormuşsunuz.KOCA BİR YALAN.Yine sizin üzerinizden birileri para kazanmaya çalışıyor ,itibar etmeyin.Sisteme üye olduğunuzda ağzınıza bal çalmak için tarafınıza 3-4 adet anket gönderilir ve karşılığında 10 tl kazandığınız söylenir.Ancak parayı alabilmeniz için biriken paranızın 100 lira olması gerektiği belirtilir ve tarafınıza bir daha anket gönderilmez.


Yurt dışındaki insanların internet üzerinden para kazandıkları doğrudur.Satış ortaklıkları , anket firmaları vb bir çok yöntem ile ek kazanç sağlayan insanlar çok yurt dışında.Ama kimse geçimini sadece bu işler üzerinden para kazanarak sağlamıyor.İnsanlar sadece hobi olarak ilgileniyor bu işlerle.

Ülkemizde ise işsizlik sebebiyle bir çok insan bu yollarla para kazanma arayışı içerisinde.Ancak ne yazık ki bu yollarla para kazanmak bizim ülkemizde  mümkün değil.Kısacası internette yayınlanan para kazanma videoları,reklamları,para kazanma siteleri,ve bir günle başlayan internetten sözde para kazanıp zengin olanların hikayeleri ........Tüm bunların hepsi KOCA BİR YALAN.



9 Mart 2015 Pazartesi

SENEDE BİR GÜN.....


8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü…Peki  senede 1 gün kutlanan bugün , neden Dünya Kadınlar Günüdür.Bir  çoğumuz bilmiyoruz belki de,sadece kadınlar günü olduğu için kutluyoruz          .
New York kentinde 8 Mart 1857 tarihinde 40000 dokuma işçisi çalışma şartlarının iyileştirilmesi için bir tekstil fabrikasında greve başlamış,polisin işçilere saldırmasıyla işçiler fabrikaya sığınmış,fabrikada çıkan yangın sonucunda ise 129 işçi hayatını kaybetmiştir.
26-27 Ağustos 1910 tarihinde Uluslararası Sosyalist Kadınlar Konferansında ,Almanya Sosyal Demokrat Partisi önderlerinden  Clara Zetkin ,8 Mart 1857 tarihinde ölen işçilerin anısına 8 martın Dünya Kadınlar Günü olarak anılması önerisini getirmiş ve öneri kabul edilmiştir.
Türkiye’de ise Dünya  Kadınlar Günü ilk kez  1921 yılında kutlanmaya başlanmış ,12 Eylül 1980 darbesi nedeniyle 4 yıl kutlanamamış,1984 yılından itibaren her yıl tekrar kutlanmaya başlanmıştır.
Türkiye’de her yıl 8 martta bir çok ilde sivil toplum kuruluşları tarafından yürüyüşler düzenlenmekte,paneller düzenlenmekte,politikacılar kadınlar hakkında ,kadına şiddet hakkında konuşmakta ,medya kadınlar gününe ve kadınlara geniş yer vermektedir.Belgeseller yayınlanır,aktivistler  programlara konuk edilir,kadın cinayetleriyle ilgili istatistikler yayınlanır.Ya sonra?
Sonra mı? Kadınlar günü biter,kadın unutulur..Birkaç aktivist ,birkaç sivil toplum örgütü dışında kimse sesini çıkarmaz,kimse kılını kıpırdatmaz.Vahşice işlenen kadın cinayetleri geniş yer bulur medyada ama sadece birkaç gün , sonra unutulur.İş bulamayan kadınlar , tacize uğrayan kadınlar,baba ,abi,eş şiddetine uğrayan kadınlar, küçük yaşta evlendirilen kadınlar yılda kaç gün hatırlanır? 4 yıl önce Bursa’da vahşice öldürülen Sema Karakoca’nın cinayetiyle ilgili gözaltına 5 kişi delil yetersizliğinden serbest bırakıldı.Hala aramızdalar.4 yıl önce gösterilen tepkiler şimdi var mı? Hayır yok.Ailesinden başka hangimiz hatırlıyoruz Sema’yı?

2015 yılında 65 günde 56 kadın vahşice öldürüldü.Bu sadece medyaya yansıyanların sayısı.Yüzlerce kadın şiddet gördü ve yüz binlerce kadın şiddete maruz kalıyor.Bir çoğu sesini bile çıkaramıyor, derdini kimseye anlatamıyor.Hoş anlatsa da pek  bir şey olmuyor.Şiddet gördüğü için karakola müracaat eden kadın kocasıyla barıştırılıp evine gönderilmedi mi? Sonra kocası tarafından öldürülmedi mi? Eşine şiddet uyguladığı için cezaevine giren adam , cezaevinden izinli olarak çıktığı gün karısını öldürmedi mi? Kadına şiddetle ilgili kadın cinayetleriyle ilgili önlemler alınıyor mu ?Hayır alınmıyor. Neden mi? Çünkü yıllara göre istatistikler incelendiğinde,tacizin ,tecavüzün  kadına şiddetin ,kadın cinayetlerinin giderek arttığı görülmektedir.

6 Mart 2015 Cuma

ERKEK OLMAK -KADIN OLMAK

Ataerkil toplum yapısının en önemli unsurudur erkek…Erkek olmanın ne kadar önemli bir mertebe olduğu benimsetilir bu toplumda insanlara. Kız çocuğu doğunca utanç, erkek çocuğu doğunca gurur duyulur.
 Erkek adamın erkek çocuğu olur, erkektir yapar, delikanlı benim oğlum vb. binlerce söz vardır erkeği yücelten.  Ve bu duygularla yetiştirilir erkek çocuğu.  Sorumluluğu erkek olmak olarak algılar sadece. Erkek adam ağlamaz , erkek acı çekmez, erkekte duygusal mı olurmuş?......................... Kendine güvensiz bir ERKEK ADAM daha kazandırılır topluma.
                Erkek çocuğu sünnet olur ,eğlenceler düzenlenir onun için ,çünkü ERKEK ADAM olmuştur artık. Okula sorgusuz sualsiz gönderilir çünkü erkektir. Davulla zurnayla uğurlanır asker ocağına çünkü bir mertebe daha yükselmiştir erkek olma yolunda. Babası tarafından sırtı sıvazlanarak geneleve götürülebilir. Askerden gelir evlenir hele bir de erkek çocuğu olursa dünyaları verir ailesine çünkü soyunu devam ettirebilecektir. AİLE  REİSİ olmuştur artık. Başkasının karısına kızına bakabilir çünkü erkektir  ama kendi karısına, kızına yan bakan olursa ASLAN kesilir , namus bekçisi kesilir çünkü ERKEKTİR, arkadaşlarıyla dışarı çıkabilir, geç saatlere kadar eve gelmeyebilir, hatta eve hiç gelmeyebilir , karısını aldatabilir , çapkınlık yapabilir çünkü ERKEKTİR ihtiyaçları vardır onun… Erkek olmanın getirdiği bütün hakları özgürce kullanabilir. Hatasızdır. HER YAPTIĞININ BİR AÇIKLAMASI VARDIR. Evi  geçindiren odur , erkek olmanın gerektirdiği sorumlulukların büyük yükü vardır omuzunda.. Daha ne yapsın?
Ya kız çocuğu???????Her zaman geri plandadır  bu tür toplumlarda, dünyaya geldiğine bin pişmandır.Doğar doğmaz kadın olmanın yükü binmiştir minicik omuzlarına.Daha cinsiyeti öğrenilir öğrenilmez kabul edilemez ,burun kıvrılır ama olmuştur işte. Kız çocuğu doğuran kadın ‘Bir erkek çocuğu doğuramadın ‘ sözleriyle pek sık karşılaşır. Baba kucağına bile almaz , sevmez kız çocuğunu ayıptır çünkü. Doğmuştur işte bir kenarda durur öyle, SOYUNU DEVAM ETTİREBİLME çabası içindedir aile.
Kız çocuğu, sen kızsın sözüne küçük yaşlardan itibaren alışmaya çalışır. Çocukluk yıllarında başlar kısıtlamalar. Sokakta  oynaması bile ayıptır. Kadın olma yolunda ilk adımını atmıştır ilk hastalığını yaşamıştır , utana sıkıla annesine söyler , annesi tarafından sıkıca tembihlenir kimseye söylememesi konusunda , kutlamayı bir kenara bırak herkesten gizlenir çünkü ayıptır. Hal ve hareketlerine dikkat etmek zorundadır çünkü kızdır , kılık kıyafetine dikkat etmek zorundadır, ev işlerini , yemek yapmayı ,evi çekip çevirmeyi erken yaşlardan itibaren öğrenmek zorundadır çünkü evlendiğinde KOCASININ HİZMETKARIDIR O. Okula gitmesi , eğitim görmesi çok önemli değildir çünkü gereken eğitimi ailesi vermiştir. İlla okutulacaksa da belirli sınırları vardır okutulmasının  ;Üniversiteyi il dışında okuyamaz , herkesle arkadaşlık edemez , namusuna sahip çıkmalıdır ,başını kaldırıp etrafına bakmamalıdır, BEKARETİ önemlidir. Günü gelir evlendirilir genelde istemediği adama VERİLİR. Annesi ve ailenin kadınları tarafından sıkı sıkı tembihlenir , kocası artık ERİDİR ,SAHİBİDİR, kocasının sözünden dışarı çıkmamalıdır, ona karşı gelmemelidir , bir dediğini iki etmemelidir , hizmette kusur etmemelidir, saygıda kusur etmemelidir , kocası ve kocasının ailesi artık ailesidir , eti de kemiği de onlarındır, dışarda bekleyen binlerce kadın vardır , dikkat etmezse , hizmette kusur  ederse kocasını başka kadınlara kaptırabilir.Evlendikten sonra da devam eder uyarılar. Anne , baba ,kayınbaba, kayınvalide, koca herkes söz sahibidir kadın üzerinde. Kısacası erkek her şeyi özgürce yaşayabilirken , kadının tepesinde bekleyen bir yumruk vardır. Baba yumruğu, abi yumruğu ,eş yumruğu….
                Çocukken  KIZDIR  , büyüdüğünde KADINDIR ,evlendiğinde AVRATTIR – GELİNDİR. Sıfatları  hep değişir ama yaşadıkları hep aynıdır , ezilendir ,şiddet görendir , öldürülendir.

                

4 Mart 2015 Çarşamba

Türkiye'de Sendikacılık


Sendika, işçilerin ve işverenlerin çalışma ilişkilerinde,ortak ekonomik ve sosyal hak ve menfaatlerini korumak ve geliştirmek için meydana getirdikleri tüzel kişiliğe sahip kuruluşlardır.
Tanımda da bahsedildiği gibi sendika çalışanların ortak hak ve çıkarlarını korumalı , sorunlarını çözmeli ,siyasi parti yandaşlığı , iktidar yandaşlığı yapmamalıdır.. Ancak Türkiye’de sendikacılığın amacının dışında olduğu açık ve nettir.Sendikalar çalışanların haklarını aramak yerine , çalışanların sorunlarına çözüm bulmak yerine siyasi söylemlerde bulunmakta , birbirleriyle atışmakta ve siyasi propaganda yapmaktadırlar. A sendikası dendiği zaman B partisi , C sendikası dendiği zaman D partisi akla gelmektedir.Sendikaların bir kısmı muhalefeti, bir kısmı ise iktidarı eleştirmekten sendikacılık faaliyetlerini yürütememektedirler.Bu yüzdendir ki 12 milyon işçinin , 2,5 milyon memurun bulunduğu ülkede 1 milyon sendikalı işçi , 1,5 milyon sendikalı memur bulunmaktadır. Rakamlar çalışanların sendikaya olan inançlarının ne kadar az olduğunu göstermektedir. Türkiye , maden kazalarının en çok yaşandığı ülkelerden birisi olmasına rağmen çalışan 190 bin maden işçisinden sadece 38 bini sendikaya üyedir. .

Sendikalar için emeğin ve emekçinin yanında olmak , çalışanların hakkını aramak eskide kalmış , sendikaların amacı üye sayısını arttırmak , muhalefete ya da iktidara siyasi yandaşlık olmuştur.