2 Eylül 2016 Cuma

Kültürel Değerlerimize Sahip Çıkalım

Kültür varlıkları, tarih öncesi ve tarihi devirlere ait bilimkültür, din ve güzel sanatlarla ilgili bulunan ya da tarih öncesi veya tarihi devirlerde sosyal yaşama konu olmuş kültürel ve bilimsel açıdan özgün değer taşıyan yer altında, yer üstünde ya da su altındaki bütün taşınır ve taşınmaz varlıklar için kullanılan bir terim olarak karşımıza çıkmaktadır.
 Tabiat varlıkları ise, Jeolojik devirlerle, tarih öncesi ve tarihi devirlere ait olup ender bulunmaları ya da özellikleri ve güzellikleri bakımından korunması gerekli, yer üstünde, yer altında veya su altında bulunan değerleri ifade etmektedir.
Anadolu, kültür varlıkları ve tabiat varlıkları yönünden oldukça zengin bir coğrafyadır.
İstanbul’un tarihi alanları, Sivas Divriği Ulu Camii, Çorum’da bulunan Hitit kenti Hattuşa (Boğazköy), Adıyaman Kahta Nemrut Dağı, Muğla Fethiye’de bulunan Xanthos antik kenti, Antalya’da bulunan Letoon kutsal alanı, Karabük- Safranbolu, Çanakkale’de bulunan Troya Antik Kenti, Edirne Selimiye Camii ve Külliyesi, Konya’da bulunan Neolitik dönem kenti Çatalhöyük, Bergama çok katmanlı kültürel peyzaj alanı, Osmanlı İmparatorluğu’nun doğuşu Bursa ve Cumalıkızık, Diyarbakır Kalesi ve Hevsel Bahçeleri, İzmir Efes Antik Kenti, Kars’ta bulunan Ani Arkeolojik alanı kültürel olarak; Göreme Milli Parkı ve Kapadokya, Pamukkale-Hierapolis hem kültürel hem de doğal miras olarak Unesco Dünya Miras Listesi’ne alınmıştır.
Yukarıda belirttiğim yerler dışında Unesco Dünya Miras Listesi’ne alınmayı bekleyen kültürel ve tabiat varlıklarımızın sayısı oldukça fazla. Her yıl yüzbinlerce turist bu değerlerimizi görebilmek için ülkemizi ziyaret ediyor ve bu ziyaretler ülke ekonomimize büyük katkılar sağlıyor.

         Birkaç gün önce gittiğim tarihi bir kilisenin durumu beni son derece üzdü. Kilisede bulunan duvar resimleri 1950'li yıllarda oldukça tahrip edilmiş, ikonaların gözleri, burunları, ağızları oyulmuş,üstleri kazınmış. Yakın zamanda ise kilisenin içine ve dışına sprey boyalarla yazılar yazılmış. Maalesef bu tür tahribatlarla çok sık karşılaşıyoruz.Define bulma sevdasıyla kaçak kazılar yapıyor, değerlerimizi tahrip ediyoruz, eser kaçakçılığıyla eserlerimizin yurt dışına kaçırılmasına sebep oluyoruz.Üç kuruş  uğruna değerlerimizin başka ülkelere gitmesine sebep oluyoruz. Bugün Avrupa'da bulunan bir çok müzede ülkemize ait eserler bulunmakta.  Fransa'da Louvre Müzesi'nde sergilenen çiniler bizim ülkemizden kaçırılan çiniler. Almanya'da bulunan Berlin Müzesi'nde sergilenen eserlerin bir çoğu bizim ülkemizden. Hem değerlerimize hem de ülkemize büyük zararlar veriyoruz. Ülkemiz yurt dışına kaçırılan bir eseri geri alabilmek için uluslar arası davalar açıyor, milyar dolarlar harcıyor, bu paralar bizlerin cebinden gidiyor, hem paramızdan hem de değerlerimizden oluyoruz.
Bizlerin vatandaşlar olarak yapması gereken bu değerlere sahip çıkmak, bu değerleri korumak, gelecek nesillere aktarmak oysaki..